KMÜ’DE AVRUPA’DAKİ ÂŞIKLIK GELENEĞİ ANLATILDI

Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ) Edebiyat Fakültesi tarafından “Avrupa’da Âşıklık Geleneğinin İzleri” konulu konferans düzenlendi. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Konferans Salonunda düzenlenen ve Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Aykaç’ın verdiği konferansa üniversite personeli ve öğrenciler katıldı.

Konferansta Yrd. Doç. Dr. Onur Aykaç, Türkiye’den Avrupa’ya göçle birlikte ortaya çıkan Avrupa’daki âşıklık geleneğini geleceğe taşıma yolları nelerdir ve Avrupalı âşıkların icra ortamları nerelerdir gibi soruların cevaplarını irdeledi.

“Âşıklık geleneği kültürel kimliğimizin bir parçasıdır”

Türklerin II. Dünya Savaşı sonrası başlayan ve bilhassa Almanya üzerinde yoğunlaşan iş gücü göçlerinin Türk kültürünün Avrupa’ya yayılmasında en büyük etken olduğuna vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Aykaç, “Türkiye’den yola çıkan vatandaşlarımız yanlarına sadece eşya dolu bavullarını almadılar, dini ve milli kimliklerini yansıtan kültürlerini de beraberinde götürdüler. Kültürel kimliğimizin içerisinde âşıklık geleneği de vardır.” dedi.

“Âşıklık geleneğinin en yakın teması konserlerle olmuştur”

Yrd. Doç. Dr. Aykaç, ülkelerinden iş için göç eden insanların müzik ihtiyaçlarını Batı tarzı musikiyle değil, halk ezgileriyle giderdiklerine dikkat çekerek “Türk işçiler, kaset veya plaklar aracılığıyla Türkiye’deki âşıkları dinleyip hasretlerine ve hüzünlerine deva aradılar. İlerleyen yıllarda bazıları bu geleneğin bir parçası oldu. Avrupa’daki ilk Türk kafilelerinin âşıklık geleneğiyle en yakın teması ise Ozan Arif, Âşık Nurşah, Mahzuni Şerif gibi çok sayıda halk aşığının Avrupa’da konserler vermesiyle başlamıştır. Bu isimler hem âşıklık geleneğinin Avrupa’da yayılmasında ve gelişmesinde büyük rol oynadılar hem de Türkiye’de yol gözleyen ailelerin dramlarını, sıla hasreti çeken işçilerin gönül yangınlarını türkülerine yansıttılar. Halk âşıkları kendilerince Avrupa’da Anadolu motifi çizmeye çalıştılar.” şeklinde konuştu.

Avrupa’nın çeşitli kentlerinde düzenlenen ‘Avrupa Âşıklar Şöleni’ adlı etkinliklerin âşıklık geleneğini unutturmayan unsurlardan olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Aykaç, âşıklık geleneğini yaşatan diğer unsurları şöyle dile getirdi: “Halk âşıklarının kendilerini ifade etme fırsatı buldukları en etkili yer televizyon yayınlarıdır. Televizyon yayınları kadar etkili olmamakla birlikte radyo programları da önemli bir yere sahiptir. Ayrıca âşıklar halka ulaşmak için aktif olarak interneti de kullanmışlardır. İnternet sayesinde kendileriyle ilgili görselleri belirli bir yerde arşivlemiş, kendilerini izlemek ve dinlemek isteyenlere veri sağlamışlar, ayrıca sosyal medya üzerinden birbirleriyle atışma fırsatı bulmuşlardır. Bunun yanı sıra dernekler, türkü barlar, saz evleri ve kahvehaneler de halk âşıklarının buluşmasında önemli yer tutmaktadır.”

“Avrupa’da Âşıklık Geleneğini Geleceğe Taşıma Yolları”

Avrupalı ülkelerin yürüttüğü çok kültürlülük politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğine vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Aykaç, göçmenleri dışlayan ‘ben ve öteki’ algısının biz’e dönüştürülmesinin en önemli adım olacağını belirtti. Yrd. Doç. Dr. Aykaç, Avrupa’da âşıklık geleneğini geleceğe taşıma yolları olarak ise şunları dile getirdi: “Avrupalı âşıklar bulundukları şehirlerde ivedilikle dernekleştirilmelidir. Televizyon ve radyolar âşıklık geleneğine daha fazla yer vermeli ve imkân dâhilinde âşıkları desteklemelidir. Yazılı basın da âşıklara karşı daha duyarlı davranmalıdır. Âşıklar Şöleni daha geniş kitlelere hitap edecek şekilde sürdürülmelidir. Ayrıca âşıkları konu alan akademik çalışmalar yapılmalıdır.” 

Âşıkların da üzerine düşen birtakım görevler olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Aykaç, “Âşıklar şiirlerini tematik açıdan çağa uygun hale getirmeli, interneti daha aktif kullanmalı, kendi aralarında programlar düzenleyip birlik ve beraberliği sağlamalıdır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Konferans katılımcılarının sorularının cevaplandırılmasının ardından sona erdi.